CORONA SONRASI YENİ BİR DÜNYA MI?

2020 senesi ile birlikte dünyanın konuştuğu olay ve acı bir şekilde hayatımıza dahil olan Corona Virüs’ün Covid-19 versiyonu oldu. Çin’nin Wuhan kentinden başlayan yolculuğu ile neredeyse tüm dünyayı kapalı devre haline getiren virüs neticesinde dünya başka bir düzenin içine doğru yol almaya başladı.

 

Yaygın tabiri ile Corona ve sonrasında birçok kavram değişime uğrayacak. Değişime uğrayacak kavramların bir bölümü ölçülebilir olurken, ölçümlendiremediğimiz kavramlarda evrilecek. Corona virüsü nasıl mutasyonla Covid-19 a evrildiyse, insanların düşünceleri ve iç dünyaları da evrilecek. Ve bu kaçınılmaz olacak. Asıl mesele, nereye ve nasıl evrileceğidir.

 

Din ve inanç tekrar sorgulanacak.

 

Dünya üzerinde ne zaman felaket olarak değerlendirebilecek bir değişim olsa ilk sorgulanan din ve inanç sistemleri olmuştur. Özellikle yaşanan salgın hastlıklar ilk önce ilahi bir durum ve ceza olarak algılanmış. Ancak hiçbir dini argüman bu sorunlara çare olamamıştır. En nihayetinde yaşanan felaketlerin sebebi bilimsel metotlarla açıklanıp, çareyi de bilim bulunca, her defasında din ve inançlar sorgulanmış. Sonunda da din kavramı tekrar gözden geçirlmiştir.

 

Günümüze gelecek olursak;

 

Yaşanan Corona salgınının ilk önce Çin’de çıkması ile, Doğu Türkistan’da zulüm gören Uygur Türkleri için devreye giren ilahi adaletten bahsedildi. İlk başlarda buna sevinen oldukça çok oldu. Zira, aldıkları temel dini eğitim, virüsten dolayı meydana gelen salgını ilahi bir sebebe bağlayanlar, bu salgının kendilerine uğramayacağını düşünüyorlardı. Özellikle sosyal medya paylaşımları bunun en açık kanıtıdır.

 

Salgının İran’da görülmesi;

 

Corona salgını İran’a ulaşınca bunun başlıca iki sebebi ileri sürüldü ve kamuoyunda oldukça takdir topladı. İleri sürülen ilk sebep, İslam’dan sapmış olan Şii İran’nın Allah tarafından cezalandırılmış olmasıydı. İkinci sebep ise ABD’nin Çin ve İran’ı ekonomik olarak çökertme projesiydi. İddialara göre, ABD Corona virüsünü mutasyona uğratarak Covid-19 a evirmişti. Covid-19 a kanıt olarak biri çizgi olmak üzere iki film gösterildi. Elbette buna hazine bulmuş gibi atlayan kopmlo teorisi pazarlamacıları için yaşananlar bulunmaz nimetti.

 

Çin ve İran sonrası.

 

Corona virüsün en hızlı yayıldğı ikinci bölge ise Avrupa oldu. İtalya ile başlayan virüs dalgası an itibariyle neredeyse bütün Avrupa’yı sardı. Bu salgından en çok etkilenen ülke ise İtalya oldu. Tipik Akdeniz yaşam tarzı olan vurdumduymazlık İtalya’nın başına bela oldu.

 

Virüs’ün Avrupa’da yayılan bir hızla kapsadığı alanı genişletmesi ve nihayetinde Amerika kıtasına ulaşması, Covid-19 un ABD tarafından üretildiği teorisi boşa çıkmış oldu.

 

Sorular ve gelecek yeni sorular.

 

Corona salgını sonrası özellikle din ve inanç konusunda sorular gelmeye başladı ve bu sorular giderek artacak. Salgının ilahi bir ceza değil de, insanların doğa ile mücadelesinde doğanın galip geldiği görüşü giderek daha çok taraftar topladığı gözle görülen gerçek. Çarenin ise, bilim olduğu ortada.

Din ve inanç tartışmalarında çokça sorulan bir soru tekrar gündeme geldi bile. Corona virüsü’nün aşı veya ilacını bulan ve Müslüman olmayan biri cehenneme giderken, bu konuda hiçbir gayret göstermeyen ve tesadüf gereği Müslüman bir ailede doğup, Müslüman olan biri de cennete gidecek.

 

Genel İslam anlayışına göre, hayırlı bir iş yapanların amel defterleri kıyamete kadar kapanmayacak. Bu durumda sözle dua edilmese bile o ilacı ve aşıyı kullanan herkes bunu bulanlara hayır duası edecek.

 

Ve yine genel İslam anlayışına göre o ilacı veya aşıyı bulanların hepimiz üzerinde kul hakkı bulunacak. Ve kıyamet günü o kul hakkını ödemek için onların cehenneme gitmesine olur mu vereceğiz.

 

Bunu yapacaksak, bizlere öğretilen İslam anlayışında bulunan kul hakkı, adalet, merhamet, şefkat, vebal nasıl izah edilecek ve İslam’da bunu nereye nasıl yerleştireceğiz?

 

Asırlardır kullanılan ve halen kullanmaya devam ettiğimiz birçok teknolojik ürün, alet, edevat, sağlık ürünleri Müslüman olmayan birileri tarafından bulundu. Onların buldukları ve hayatımıza kattıkları için kuru bir teşekkürün her şeyi çözeceğini zannediyorsak, buna ancak aşırı dozda kurnazlık denir.

 

Bu sorunun hemen akabinde, seçimim olmayan yaşamın sınavını neden veriyorum sorusu gelmeye başlıyor. Hemen ardından, bir dönem altın zamanları yaşayan İslam bilim ve felsefesi neden bugün bilim ve aklın dışında kaldı da, cehennemde yanacak olanların insafına kaldı.

 

Din ve inanç hakkında sorular daha da çoğalarak devam edecek. Dini inancı olanlar ve bir şekilde Allah’ın varlığına iman edenler inançlarını sorgulamak ve doğru olanı bulmak zorunda.

 

İnsanlar tercihini yapacak.

 

Orta yakın gelecekte insanlar ya dini terk edecek veya inandıkları dini yeniden sorgulayıp, anlayacak ve insanlar tarafından din içine sokulan fitnelerden arındırarak rafine bir din anlayışına sahip olacak. Dünyanın geleceğinde üçüncü bir seçenek olmayacak.

 

Dini tabulara, insan aklı ve vicdanına uymayan şekilde deforme edenler ekonomik ve sosyal güce sahip oldukları sürece kazanan din değil, dine karşı olanlar olacaktır. Zira, dünya üzerinde kendini dinin temsilcisi olarak tanımlayan kitle dinleri daha da zorlaştırmakta, ritüellere boğmakta, dininin merkezinden Allah’ı çıkartarak insan merkezli hale getirmekte.

 

Son din olarak kabul ettiğimiz İslam’da dini insanlaştırmanın ilk adımı, Hz. Muhammed’i kulluktan çıkartıp, ilahlaştırma ile başlamıştır. Peygamberimizin ilahlaştırılması ile birlikte diğer insanlar da çeşitli insan üstü sıfat ve vasıflarla anılarak küçük peygamberler haline getirilmiştir.

 

Allah sonumuzu hayır eylesin. Allah hepimizi zamanın Firavunlarından da muıhafaza eylesin.

 

 

Paylaş:

Diğer Yazılarım

Para Birimi Alış Satış
Dolar (USD) 7.3105 7.2814
Euro (EUR) 8.5942 8.5599
Sterlin (GBP) 9.5511 9.4807