02 Ocak 2020 / Perşembe

YERLİ VE MİLLİ

YERLİ VE MİLLİ

27 Aralık 2019 günü yerli/milli otomobilimiz (!) görücüye çıktı. Bu çıkışla birlikte özellikle sosyal medya ikiye bölündü. İlgili/ilgisiz, bilgili/bilgisiz herkes konuştu. Konuşmayan, konuşamayan, konuşturulmayan, konuşsa bile sesi bir şekilde sessiz hale gelen bir kitle vardı.

Bu kitle kimler mi?

Elbette, otomotiv endüstrisinin içinde olan ve bilen kitle. Kimse onları dinlemedi. Öncesinde de dinlemedi, şimdi de dinlemiyor. Zira onlar acı gerçekleri insanlara ağır geliyor.

Öncelikle belirtmek isterim ki, bu satırların yazarı Türkiye’nin bir dünya markası çıkarmasına asla karşı değil. Ancak iş otomobile gelince verilmesi gereken o kadar soru var ki? Bu sorular cevaplandığında karşımıza çıkan tablo, sosyal medyada hayal görenlerin pembe dünyası ile pek uyuşmuyor.

TOGG tarafından lansmanı yapılan prototipe (!) gelmeden önce filmi biraz geriye saralım. Yerli/milli otomobil ilk konuşulmaya başladığında ortaya atılan bir otomobil vardı. Kapanan SAAB firmasının üretilmesinden vaz geçilen bir modeli. Otomobil dünyasını bilmeyen ne çok sazan bu habere inanmış ve 2019 yılında bu aracın piyasaya çıkacağını düşünmüş, bu konuda methiyeler düzmüştü. 2020 yılındayız ve büyük bir merak ve heyecanla 2022 yi bekliyoruz. Beklemeye devam.

Otomobil fabrikası sadece bir inşaat mıdır?

Bu sorunun cevabı asla değildir. Bugün orta ölçekli bir sanayi tesisi kurmaya kalksanız, faaliyete geçmesi projenin yapılması ile, üretimin başlaması arasında geçen süre en iyi hali ile üç senedir. Kaldı ki bir otomobil fabrikasının projelendirilmesi bile en az bir/iki yıl sürer.

Bunun üzerine tüm imkanları seferber etseniz inşaat süresi en az iki, yıldır. Üretim bantlarının, makine ve teçhizatın yerleştirilmesi ve deneme süreci en az iki yıl sürer. En iyi ihtimalle üretim bantlarının çalışır hale gelmesi altı yıllık bir süreç isterken, iki yıl sonra seri üretimin başlayacağına inanmak için çok saf, bilgisiz veya yalancı olmanız gerekir.

Bütün bunları yapınca üretimin başlayacağına inanıyor musunuz?

Sürece devam.

Bütün bunları yaparken prototipinizin seri üretime hazırlanması gerekiyor. Zira adı üstünde prototip.

Şase ve kaportanın hazırlanması.

 Şase aracın iskeletidir. Kullanacağınız tüm mekanik, elektronik sistemlerin tanımlanması, projelendirilmesi ve üretime hazır hale getirilmesi gerekir. Bunlar tamamlanmadan şaseyi tanımlayamaz ve üretemezsiniz. Bitti mi hayır. Şase ve donanımlar kesinleştikten sonra sıra geldi kaportanın tanımlanmasına. Muhtemelen ve muhakkak ki, prototipin kaportası da yukarıda yapılan tanımlamalardan dolayı değişecektir.

Değişimleri yapılan kaporta aksamının kalıp haline gelmesi gerekiyor. Eğer tanıdığınız bir kalıpçı varsa, en basit kalıbın bile üretim sürecini ve sonrasında yapılan kalıp modifiyelerini bir öğrenin.

Muhtemelen aldığınız cevaplar 2022 senesini bir hayli ötelemenize sebep olacaktır.

Bütün bunları yaptık, otomobil oldu mu?

Okuyanların umudunu kırmak istemiyorum ama cevap hala hayır. Nedenine gelince, bütün bu aşamalardan sonra banttan inen ilk otomobiliniz satılamaz. Zira, ürettiğiniz otomobilin tüm iklim ve yol şartlarında test edilmesi gerekiyor.

Bazen yollarda her yeri siyah bantlarla örtülmüş test otomobilleri görürüsünüz. Bunların büyük  bir kısmı, mevcut modellerin modifiye edilmişleridir. İşte o araçların içinde bir sürü sensör ve bilgisayar vardır. Test sürüşlerinde sürekli data alırlar. Bu test sürüşleri esnasında alınan datalardan hata ve eksiklikler tespit edilir ve giderilir. Bazen kalıplar tamamen değişir ve yeni kalıp tasarlanıp üretilir ve süreç yeniden başlar.

Test süreci asgari bir yıldır. Zira zaten üretilen bir modeldir. Ancak yepyeni bir platform ve otomobilde bu süreç asgari iki yıldır. TOGG tarafından üretilecek otomobil sıfırdan bir model olduğuna göre gerisini siz düşünün.

Şimdiye kadar yazdıklarım üretilmesi planlanan otomobilin fabrika kısmıydı. Gelelim ana maddeye, yani otomobile.

Yerli ve milli otomobil hakkında bir nebze fikir yürütmek için dünya otomobil endüstrisinde bir gezinti yapalım.

Üretilen ilk otomobiller elektrikle çalışıyordu. Başka bir deyişle elektrikli otomobil bahsedilen endüstri için yeni bir üretim modeli değil. Ancak, elektrikli otomobillerin en büyük sorunu kısıtlı enerji ve menzil oldu. Yine de fosil yakıtlı otomobiller üretilene kadar ve fosil yakıtların ilk dönemlerinde, elektrikli otomobil satışı, fosil yakıtlı otomobil satışı sayısından daha yukarıdaydı.

Bunun en önemli sebebi ise, yeni teknolojilerin daima pahalı olmasıydı. Üretim teknolojileri, üretici sayısı ve akaryakıt ağları artınca doğal olarak yeni nesil otomobiller daha çok aranır ve satılır oldu. Devir, artık fosil yakıtlı otomobillerin devri olmuştu.

Fosil yakıtla çalışan ilk otomobil ile üretilen son otomobil arasında temel prensipler açısından hiçbir fark yoktur. Geçen süreç içerisinde teknolojide yaşanan gelişmeler neticesinde üretilen otomobiller daha hızlı, daha güvenli ve konforlu hale gelmiştir. Özellikle bilgisayar teknolojisinde yaşanan gelişmeler ve bilgisayarların hacimce küçülmesine rağmen kapasite ve hızlarının artması ile otomotiv sektörüne entegre oldular.

 Ancak otomotivde ilk dijitalleşme, üretimde oldu. Robotlarla yapılan seri ve en az hatalı üretim ile verimlilik arttı. Otomobilde dijitalleşmenin ilk adımları ise dijtal sensörlerin, mekanik sensörlerin yerine geçmesi ile başladı. Sonrasında yaşanan baş döndürücü gelişmeler sayesinde yarı otonom araçlar ortaya çıktı. Hali hazırda kullanılan otomobiller, yarı otonom ile tam otonom otomobiller arasında geçiş sürecini yaşamakta.

Gelişmiş endüstriler, tam otonom araçların kullanılabilmesi için gerekli olan akıllı yol yatırımlarına başladılar. Bu tür yatırımların merkezi ise sensör teknolojileridir. Dünya devlerinin sensör teknolojilerinin gelişmesi için ayırdıkları AR-GE bütçeleri, Türkiye’nin toplam AR-GE bütçesinden kat ve kat fazladır.

Enerji oyunları ve otomobil endüstrisi

Dünya ekonomisinde en büyük para enerji sektöründe hareket etmekte. Ekonomik sistemin en büyük aktörleri ise enerji sektöründe yer almaktalar ve özellikle de petrol özel ilgi alanlarına girmekte. Bu denli büyük bir ekonomi bir anda baypas edilemeyecek durumda.

Mevcut motorlu araçların neredeyse tamamı fosil yakıtla çalışmakta ve kontağı her çevirdiğimizde petrol baronlarına para akıtmaktayız. Ne yazık ki dünya ekonomisine yön verenler de aynı insanlar.

Otomobil sektörünün yeni gözdesi olan elektrikli otomobiller hala çok pahalı. Bunun sebepleri ise farklı. Ama en önemli sebep satılacak fosil yakıt rezervlerinin varlığıdır.

Elektrikli otomobil bataryalarının en önemli maddesi lityum. Lityum madenlerinin sahipleri ile, petrol dünyasını yönetenlere baktığınızda aynı isimlerle karşılaşıyoruz.

Elektrikli otomobillerin pahalı olmasının diğer sebepleri ise, yeni teknoloji ve seri üretim azlığı. Bundan dolayı üretilen elektrikli otomobiller genel olarak lüks sınıflarda yapılıyor. Bugünün şartları ile orta/alt sınıfın satın alabileceği elektrikli otomobil üretmek mümkün değil.

Bizim yerli/milli elektrikli otomobil

Lansmanı yapılan ve Bursa’da üretileceği, 2020 banttan ineceği iddia edilen prototipe gelince;

Otomobilin İtalyan firması tarafından dizayn edildiği konusunda yapılan eleştiriler sırf muhalefet olsun diye yapılan temelsiz eleştiriler. Prototipin eleştirilecek tarafı, 2017 senesinde lansmanı yapılan ve ufak tefek değişiklikler Çin’de üretiliyor olması. Bu bile lansmanın aceleye getirilip bir şeylerin kurtarılmaya çalışıldığını gözler önüne seriyor.

2020 senesinde banttan ineceği iddia edilen bir otomobil için çok mesafelerin alınması, fabrika altyapısının, binasının bitmiş olması ile birlikte ilk deneme üretimlerinin yapılıp, deneme seferlerine çoktan çıkılmış olması gerekirdi. Maalesef bu şartlar altında o aracın üretilmesi mümkün değil. Olabileceğine inanmak isterdim ama, maalesef ki gerçekler bunu mümkün kılmıyor.

Gelecekte otomobil endüstrisi

Yakın gelecekte otomobil endüstrisi çok farklı formatlarda olacak. Öncelikle bildiğimiz oto yollar olmayacak. Muhtemelen de elektrikli otomobiller de olmayacak veya kısıtlı sayıda olacak. Dünyanı yakın geleceğinde manyetik yollar olacak. Bir nevi kapsüllerin içinde seyahat edeceğiz. Dünya artık buna hazırlanıyor, bunu kurguluyor.

Otomobili ürettik, ya sonrası?

Bütün bu hangameden sonra biraz geciksek te (gecikme değil de zamanında) otomobili yola çıkacak hale getirdik. Sonra ne olacak?

Elimizde ki otomobil;

Demode ve eski teknolojili olacak.

Muhtemelen güvenlik testlerinden geçirilmediği için yurt dışına satılamayacak.

Güvenlik testini geçse bile, yurt dışı servis ve yedek parça ağı kurulmadığı için satışına izin verilmeyecek.

Her şey tamam kim, neyi, nasıl üretecek?

Pek çok övündüğümüz oto yan sanayimiz var. Ancak bu firmalar patenti kendine ait olan bir ürün üretmiyorlar. Otomobil üreticilerinin patentli parçalarını üretiyorlar. Otomobil endüstrisinde yaşanan yoğun rekabetten dolayı çok sert sözleşmeler yapılıyor.

Yeni bir markanın parçalarını mevcut yan sanayi firmalarına ürettirmek mümkün değil. Yapılan sözleşmeler ve işin devamlılığı açısından mevcut firmalara parça ürettirmek mümkün değil.

Peki;

Yeni markaya parça üretecek devasa yan sanayi fabrikalarını kim kuracak? Yatırım riskini kim alacak? Bugünün dev yan sanayi firmaları işe başladıkları gün bu büyüklükte değillerdi. Her biri değişen ve gelişen bir süreçte bu hale geldiler.

Yerli ve milli otomobilin can alıcı sorularından biri de budur.

Biliyorum ki yazdıklarım çok uzun geliyordur. Ancak en az bu kadar daha yazabilirim. Mesela dünya otomobil devlerinin elektrikli otomobiller yaptığı yatırım, üretilen modellerin özellikleri.

Uzun lafın kısası;

Türkiye yerli ve milli bir otomobil üretebilir mi?

-Evet.

Türkiye yerli ve milli bir otomobil üretmeli mi?

-Evet.

Ancak, mevcut hükümetin açıkladığı şartlar ve süre içinde asla olmayacaktır.

Bunlara karşı çıkan ve eleştirenlere “vatan haini” diyen zihniyet.

O yaftayı en çok siz hak ediyorsunuz.


Bu haber 296 kez okunmuştur.


Paylaş:
Etiketler:

Yorumlar

Bu Makale için yorum bulunmamaktadır.

Yorum Yap

Yorumlar, yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Burası her türlü görüşe açık bir platformdur, kişi/lerin hak ve özgürlüklerine yönelik hakaret içermeyen her türlü düşünceniz "düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü" çerçevesinde tartışılabilir; fakat ifade özgürlüğünüz bir başkasının ifade özgürlüğünü "hakaret, küfür, aşağılayıcı" biçimlerle engellemeye dönüştüğünde ifade özgürlüğünüz malesef orada bitmektedir. Lütfen yorumlarınızı bu çerçeve içerisinde yazınız, aksi takdirde yorumlarınız onaylanmamaktadır.
* Zorunlu alanlar.


Para Birimi Alış Satış
Dolar (USD) 6.8741 6.8466
Euro (EUR) 7.7564 7.7255
Sterlin (GBP) 8.6749 8.6110