28 Mayıs 2018 / Pazartesi

Bursa’dan 1500 Km uzakta…

Bursa’dan 1500 Km uzakta…

BTSO’nun Iğdır-Doğubayazıt ve Ağrı’dan oluşan iki günlük gezisi için davet aldık ve bu davete icabet ettik. Geçen iki gün içinde yaşadıklarımız, gördüklerimiz ve duyduklarımız sonrasında yazacaklarımız algılar ile nasıl oynandığını, önyargıların hayatımıza ne kadar hükmettiğini idrak ettik.

Gezi notları öncesi zaman makinasını geriye doğru sarmak gerekiyor.

Bursa’nın İnegöl ilçesi kaymakamlığında genç bir adam staj yapıyor. Ve bu staj sonrasında İnegöl Belediye Başkanı Alinur Aktaş ile bir dostluk kuruluyor. Ve kurulan bu dostluk bugüne kadar devam ediyor. Genç kaymakam adayının adı Ulaş Akhan.

Geçen süreç içinde Ulaş Akhan Doğubayazıt Kaymakamlığı’na atanıyor. Doğubayazıt Belediye Başkanı görevden alınıp, Ulaş Akhan kayyım olarak Doğubayazıt Belediye Başkanlığı görevini de üstleniyor. Geçen sene ise Alinur Aktaş’a İçişleri Bakanlığı tarafından Doğubayazıt Koordinatör Belediye başkanlığı görevi veriliyor. Alinur Aktaş ve Ulaş Akhan’nın yolları Doğubayazıt’ta bir kere daha kesişiyor. Ve bütün hikaye bundan sonra başlıyor.

Koordinatör Belediye Başkanı olarak görevlendirilen Alinur Aktaş, Doğubayazıt için kolları sıvayıp, ilçeye hizmet vermeye başlıyor. Neticede Doğubayazıt’ın en güzel caddesi olan İnegöl Caddesi ortaya çıkıyor. Doğubayazıt’ın alt ve üst yapısı değişirken, bölge insanının bakış açısı da değişmeye başlıyor. Doğubayazıt caddelerinde gezerken bunu fark etmemek mümkün değil.

Artık yolculuk zamanı

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın BTSO Başkanı İbrahim Burkay’a Doğubayazıt’a gidelim önerisi karşılık bulunca BTSO üyesi işadamları ile birlikte ilk durak Iğdır’a doğru yola çıktık. İki saat süren uçak yolculuğundan sonra Iğdır Havaalanı’na indik. Sonrasında da Doğubayazıt’a doğru yaklaşık bir saat süren yolculuğumuz başladı.

 

İlk durak Karabulak Jandarma Karakolu oldu.

2 Ağustos 2015 tarihinde terör örgütünün 2 ton patlayıcı ile yaptığı saldırıda nöbet tutan iki asker şehit oldu. Çok kritik bir bölgede yer alan karakolu ziyaretimiz esnasında duygulanmamak elde değil. Daha bıyığı bile terlememiş kınalı kuzular bu bayrak için nöbetteydi. Askerlerin arasında bir Bursalı görmek ise bambaşka bir duyguydu. Karakol ziyareti sonrası Doğubayazıt’a doğru yol aldık.

 

Doğubayazıt’ta tarih

İshakpaşa Sarayı ve Ahmed-i Hani türbe ziyaretleri sırasında özellikle sarayın taş işçiliği, iklim koşullarına uygun olan kireç taşının kullanılması, sarayın zamanın çok ötesinde olan ısıtma sistemi hayranlık oluşturacak düzeyde.

Şimdiye kadar yazdıklarımız turistik gezi niteliğinde oldu. Ancak esas yazmamız gerekenler ekonomik, sosyolojik, toplumsal gerçeklikler.

 

Fitne, çıktığı yerde bitirilmeli.

Doğubayazıt Kaymakamı Ulaş Akhan’nın tanışma esnasında sarf ettiği cümleler bu ziyaretimizin bir anlamda özeti durumundaydı.

-Buradaki fitne ateşi Ankara, İstanbul veya Bursa’dan sönmez. Bu fitne ateşi çıktığı yerde yani burada söndürülür.

Kaymakam Ulaş Akhan, aslen Muşlu bir Kürt. Dolayısı ile bölgenin konuştuğu lisana hakim ve bölge insanın ruh halini, taleplerini, sıkıntılarını çok iyi biliyor. Bürokrasi mekanizması tesadüfen mi yoksa bilinçli olarak bu atamayı yaptı mı bilmiyorum. Ancak çok doğru ve yerinde bir karar. Genç, bölgeye hakim ve en önemlisi bölge halkı ile devlet adına temas kuracak böylesi idarecilere ihtiyaç var.

Doğubayazıt ağırlıklı gezimiz sırasında çoğunlukla grubun içinde kaldık. Fırsat bulduğumuz anda da grup ve protokol dışına çıkarak bölge halkı ile sıcak temaslar kurmaya çalıştık. Bu temaslarda çok ilginç konuşmalar ve izlenimler ortaya çıktı.

Gruptan ilk ayrılmada biraz tereddüt yaşasam da sonrasında bu tereddütlerin hepsi ortadan kalktı.

Aslında ilk temas görev yapan güvenlik personeli ile oldu. Elbette bu yazıda isim, ve kimliği deşifre edici bilgiler asla olmayacak. Ne güvenlik personeli, ne de Doğubayazıt’ta yaşayan halk.

Bölgede görev yapan personelin büyük bir bölümü Doğu ve Güneydoğu haricinde görev yapmamışlar. Bu bir zorlama değil, tamamen kendi tercihleri. Batı’da göreve gittiklerinde uyum sağlayamadıklarını ifade ediyorlar. Bir anlamda bölgeyi içselleştirmişler. Bu durumun artıları da var, eksileri de.

Artı yönleri;

Bölgeyi çok iyi bildikleri için çok hızlı karar verip, reaksiyon gösterebiliyorlar. Bir anlamda bölgenin profesyoneli olmuşlar. Terör konusunda çok tecrübeliler.

Eksi yönleri;

Özellikle görev esnasında yaşadıkları acı tecrübe, kaybettikleri arkadaşları ve sürekli gergin ortam psikolojilerini bozmuş durumda. Birçoğunun mutlak psikolojik desteğe ihtiyacı var. Nerdeyse tüm yöre halkını potansiyel tehlike olarak görüyorlar. Bu durum, görev esnasında çok sertleşmelerine sebep oluyor.

 

Sokaktan izlenimler

Doğubayazıt gibi küçük bir yerleşimde haberler çok hızlı yayılıyor. Alinur Aktaş, malumdur ki Doğubayazıt’ta oldukça fazla tanınıyor. Bunu ilçeyi gezerken gözlemleyebiliyorsunuz. Bursa’dan işadamlarının ilçeye geldiği haberi anında yayılmış durumda. Yabancı birisiniz, konuşmanız ve fiziki görünümünüz farkı kendini hemen belli ediyor.

 

Ve sohbetler başlıyor.

Sorularımız genelde yeni Kaymakam ve İnegöl Belediye’sinin Doğubayazıt’a el atması ile neler değişti?

Aldığımız cevapların tümü olumlu yönde. Yapılan yollar, banklar, çöp konteynerleri gibi bize sıradan gelen hizmetler, Doğubayazıt için neredeyse lüks sayılıyor.

Doğubayazıt  sokak ve caddelerinde hiçbir güvenlik tedbiri olmadan dolaşıyoruz. Bütün konuşmaların başında bir tereddüt yaşıyorlar. En azından bir samimiyet testi. Biraz niyet okuma. Güven oluştuktan sonrası kolay.

Bütün bunların sebebi ise “güvensizlik” Sadece yabancılara karşı değil bu güvensizlik. Daha büyük güvensizlik, yöre halkının bir birine olan güvensizliği, şüphesi. Doğubayazıt’ta yapılan iyi şeyleri kendi aralarında konuşmuyorlar. Sebebi ise bize göre devletin, onlara göre TC nin adamı etiketine maruz kalmak. Bu ise bir nevi insanların kendi elleri ile ölüm fermanlarını imzalamaları. Kaldı ki bu tebitimi Kaymakam Ulaş Akhan’da teyit etti.  Kim ne derse desin terör örgütünün baskısı oldukça fazla.

 

Bir yanda devlet, diğer yanda örgüt.

Bölgede insanlar iki güç arasında sıkışmış durumda. Bundan dolayı herkes birbirinden çekiniyor, şüphe duyuyor. Bu durumdan büyük bir bunalıma girmiş durumdalar. Kimsenin üçüncü bir tercihi yok gibi.

 

 İki senedir bayrak asabiliyoruz.

İlçe halkından ilginç bir yorum geldi; Yeni kaymakam geldikten sonra iki senedir rahatlıkla devletimizin bayrağını asabiliyoruz. Daha önce bunu yapabilmek mümkün değildi. En iyi ihtimalle yerinden indirilirdi ve asan örgüt tarafından fişlenirdi.

 

Kürt Böreği yemeden olmaz

Buralara kadar gelmişken Kürt Böreği yiyeyim dedim ve börek satan dükkana girdim. İşletme sahibi genç bir adam ve onunla geçen konuşmamız.

-Amca hoş geldin.

-Hoş buldum da, ne amcası?

-Ne bileyim, büyüksün diye.

-30 yaşında adama 60 yaşında muamelesi yapıyorsun. Sakalımız olsa dede diyeceksin.

Ve tebessüm üzeri kahkaha ile devam eden sohbet.

Bu diyaloglar, terörle anılan, korkulan Doğubayazıt’ta oldu.

Farklı yörelerin, farklı kültürlerin insanları ortak bir nokta buldu ve karşılıklı şakalaştı.

 

Ufak bir bakkal dükkanında geçen başka bir sohbet.

-Tatlı ve tuzlu atıştırmalık ne var?

-Rafta görünenler.

-İki kek, bir kraker alayım. Borcumuz nedir?

-Olur mu, misafirden para alınır mı?

-Misafirlik başka, ticaret başka.

Olurdu, olmazdı verilen bir para, ve para aldığı için asılan yüz.

Sonrasında;

-Alış veriş bittiğine göre (çuvalda durun kuruyemişlerden bir avuç alınır)

-Bu da göz hakkı, hakkını helal et.

Ve sonrasında kucaklaşma.  Şimdi seni sevdim Bursalı. Bunu yaptın ya, önceden kızmıştım, şimdi

 gönlümü aldın.

 

Bir ayakkabı boyacısı çocuk ile sohbet;

-Boyayalım abi.

-Bu ayakkabılar boyanan türden değil.

-Tertemiz yaparım.

Not: Boya sandığı yok, her şey bir poşette.

-Ama para vermem.

-Canın sağ olsun.

Ayakkabılar temizlenirken.

-Okuyor musun?

-Evet.

-Baban ne iş yapar?

-İş bulursa inşaatlarda çalışır. Şimdi iş yok. Akşama kadar ekmek parası toplarsam eve ekmek götürüp iftar yapacağız.

 

Bir lokanta;

-İşler nasıl?

-İşler eskisi gibi değil.

-Yeni kaymakam nasıl?

-Allah razı olsun ondan. Doğubayazıtı’ı değiştirdi.

-Bizim belediye başkanı nasıl?

-Ondan da razıyız, bize çok destek verdi, ilçe değişti.

 

Başka bir Doğubayazıtlı;

-İlk defa bir kaymakamla tokalaştım, en azından derdimizi dinliyor, çözüm bulmaya çalışıyor.

Ve daha nice diyaloglar.

 

Bütün bunları neden anlattım?

Bölge halkı otuz yılı aşkındır süren kaostan bezmiş durumda ve bir çıkış yolu arıyorlar. Ve artık biliyorlar ki bu savaştan ne Türkiye Cumhuriyeti ne de bölge halkı kazançlı çıkacak. Bu kaosun tek kazananı emperyalizm ve onun uşakları olacak.  Bu iki günlük gezide anladığım bu toprakların halkları arasında bir savaş yok. Bunu sokaklarda gezerken anlıyorsunuz.

Ancak, uzun yıllardır açılan derin yaraların kapanması gerek. Devlet adına hareket eden bazı insanımsıların, insana yakışmayan davranışların neticesi yaralar deşiliyor. Terör örgütü de bundan faydalanıyor. Ve dış dünyadan izole edilmiş bir yaşam ile özellikle genç beyinler üzerinde istediğiniz algıyı oluşturabiliyorsunuz. Neticede travmalar, başka bir travmanın oluşmasına sebep olunca, hastalıkta kronik hale geliyor.

Doğubayazıt’ta bizim algılarımız nasıl değiştiyse, bölge dışını bilmeyen veya bölge dışında olan insanları düşman olarak gören insanların da algıları değişiyor. Konuştuğumuz dil farlı olsa da, şive ve lehçelerimiz farklı olsa da en nihayetinde bu toprakların insanlarıyız. Mutlaka asgari müşterekte buluşabiliyoruz.

 

Doğubayazıt ekonomisi;

Doğubayazıt’ta bildiğimiz anlamda yani üretime dayalı ekonomi yok denecek kadar az. İlçenin en büyük gelir kaynağı kaçakçılık. Maalesef gerçek bu. Doğubayazıt’tan hediye götürebileceğim meşhur neyiniz var diye sorduğumda aldığım cevap “kaçak” oldu.

Kaçakçılığı ve terörist geçişini önlemek için İran sınırına beton duvar örülmesine devam ediliyor bilgisini aldık. Eğer ekonomik anlamda başka tedbirler alınmadan bu duvar biterse, bölge halkı tam anlamı ile terör örgütünün kucağına terk edilmiş olacaktır.

 

Iğdır / Doğubayazıt kıyaslaması

Iğdır, Doğubayazıt’a yaklaşık 50 Km uzaklıkta. Bu kısa mesafeye rağmen arada sosyo ekonomik açıdan dağlar kadar fark var. Bu farkın oluşmasında değişebilir ve değişemez faktörler var.

Iğdır bölgenin en ılıman iklimine sahip. Özellikle meyve üretiminde bölgenin merkezi durumunda. Bu durum il ekonomisine etkisini gösteriyor. Zira üretim ve istihdam olanağı mevcut. Buda insanların gelir elde etmesi, harcama yapması demek.

Doğubayazıt ise, Iğdır’a göre yüksekte olduğu için oldukça soğuk bir iklime sahip. Çok fazla tarımsal üretim yapılması mümkün değil.

Iğdır il nüfusu kozmopolit bir yapıya sahip. Kürt, Azeri ve diğer etnik unsurlar bir arada yaşıyor. Bundan dolayı kültürler arası alış veriş ve akrabalık ilişkilerini doğuruyor, birlikte yaşama kültürü ve oluşan ekonomiyi paylaşma anlamında bölgenin en sakin şehri diyebiliriz.

Doğubayazıt ise tamamen Kürt nüfusa sahip. Bu durum ise en çok terör örgütünün işine yarıyor.

 

Doğubayazıt’ın kalkınmasının en kısa yolu yoğun yapılan hayvancılığın bir sanayiye dönüşmesi ve turizm. Bütün bunların olmasının önünde en büyük engel terör. Zira terör yüzünden Ağrı Dağı çıkışa kapanmış durumda. Açık olduğu dönemlerde 10 binin üzerinde ziyaretçi olduğu ifade edildi. Ağrı Dağı’na çıkmak için 60 USD ücret ödemek zorundasınız. Bu bile ilçe ekonomisinin kaybının ne denli büyük olduğunu gösteriyor.

Ağrı Dağı’nın turizme açılması sadece kişi başına 60 USD gelir demek değil.  Ziyaretçilere rehberlik, iaşelerinin sağlanması, Doğubayazıt’ta konaklama ve bu süreçte yapılacak harcamalar Doğubayazıt’ın ekonomik kayıpları.

Hayvancılığın günümüzdeki teşvik anlayışının dışında desteklenmesi ve hayvansal ürünler ile ilgili et, süt, deri ve yüne varan bir endüstrileşme sağlanması ilçe ekonomisine hayat verecektir.

 

Kazananı olmayan savaş bitmeli

Bölgede otuz yıldan fazladır süre gelen savaşın bir daha tekrarlanmayacak şekilde bitmesi gerekiyor. Sadece emperyalistler, uyuşturucu baronları, silah tüccarları kazanırken binlerce can heba oluyor, ülkenin kaynakları yol ediliyor ve yaralar daha da derinleşiyor. Bölgede tek çare barıştır. Amaları olmadan, suçlu aramadan, geçmişte yapılan hataları bahane etmeden. Bu ülkede yaşayan her insan elini taşın altına koymalı, sorumluluk almalı. Barış, savaştan çok daha kolay ve daha az maliyetlidir.

 

İşte;

Bu gezi ile BTSO ve Bursa Büyükşehir Belediyesi ellerini taşın altına sokmakla kalmadı, taşı ilk sırtlayanlardan oldu. Evet bu bir gezi idi. Bölgeyi tanıma, anlama, temas kurma, tutulacak birden fazla elin olduğunu göstermek adına bir adımdı.

Bu geziden kimse hemen bir ekonomik hamle beklemesin. İlk önce bölge ile güven müessesi oluşturulmalı. Bölgeye moral verilmeliydi. Atılan ilk adım da olumlu sonuçlar verdi. Bursa’dan Doğubayazıt’a gidecek herhangi biri için artık kapılar açıktır. Bursa’nın onlar için bir dost eli olduğu beyan edilmiş oldu. Elbette bundan rahatsızlık duyanlar olacaktır. Birincisi, terör örgütü ve ondan beslenenler. İkincisi ise sırf muhalefet olsun diye bu geziyi eleştirenler. İkinci gruba sadece acıyorum.

 

Bazı öneriler;

Bölgede yaşanan ekonomik sıkıntılar ve bazı alışkanlıklardan dolayı özellikle elektrikte çok büyük kayıplar var. Ve bu durum normalleşmiş durumda. Elektrik bedellerine devlet hatırı sayılır bir sübvanse uygulayıp,  yine de kaçak kullananlara ağır yaptırımlar uygulamalı. Böylece bölge alışkanlıkları değiştirilebilir. Buna karşı çıkacaklara tavsiyem, bölge gerçeklerini görmeden itiraz etmeyin.

Bölgede eğitime önem verilmeli, eğitim kalitesi yükseltilmeli. Ancak bu devletin baskıcı unsurları ve ceberrut tutumu ile olmamalı.

Bölgede ortak değerler oluşturulmalı, diğer bölgelerle entegrasyon sağlanmalıdır.

BTSO koordinatör görevi üstlenip, diğer odalarında bölgeyi ziyareti sağlanmalıdır. Bu ziyaretlerde bölge insanı olup başka şehirlerde yaşayanlar bu tür gezilerin finansmanına destek sağlamalıdır.

Ziyaretlerde mutlaka ilçe ekonomisine katkı sağlayacak harcamalar yapılmalıdır.

Özellikle bölge kökenli işadamları, bölgede yerleşik işadamları ile birincil önceliği nominal kardan ziyade, sosyal kar amaçlı ortak yatırımlar yapmalılar.

Devlet burada yapılacak yatırımları ve çalışanları vergiden muaf tutmalıdır.

Ve en önemlisi, Doğubayazıt Kaymakamı Ulaş Akhan gibi bürokratların bölgede görev yapması.

Elbette gözlemlerimiz, çözüm önerileri, sorunlar yazdıklarımız kadar değil. Ancak unutulmalıdır ki, bu savaşın kazananı olmayacak. Ve bu durum devam ederse hem insanlarımız heba olacak, hem kaynaklarımız. Türkiye’nin ve bölge halkı bu duruma çok daha fazla tahammül etmeyi hak etmiyor.


Bu haber 2120 kez okunmuştur.


Paylaş:
Etiketler:

Yorumlar

Bu Makale için yorum bulunmamaktadır.

Yorum Yap

Yorumlar, yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Burası her türlü görüşe açık bir platformdur, kişi/lerin hak ve özgürlüklerine yönelik hakaret içermeyen her türlü düşünceniz "düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü" çerçevesinde tartışılabilir; fakat ifade özgürlüğünüz bir başkasının ifade özgürlüğünü "hakaret, küfür, aşağılayıcı" biçimlerle engellemeye dönüştüğünde ifade özgürlüğünüz malesef orada bitmektedir. Lütfen yorumlarınızı bu çerçeve içerisinde yazınız, aksi takdirde yorumlarınız onaylanmamaktadır.
* Zorunlu alanlar.


MAAS Havalandırma & İklimlendirme | Bursa Havalandırma | Bursa İklimlendirme
Para Birimi Alış Satış
Dolar (USD) 8.3745 8.3410
Euro (EUR) 10.1739 10.1332
Sterlin (GBP) 11.8282 11.7410