31 Mayıs 2019 / Cuma

Maşallah, baya bi büyümüşüz…

Maşallah, baya bi büyümüşüz…

Türkiye ekonomisi büyümüş… ama ben, sen, o sokaktaki vatandaş bu büyümenin neden farkında değil? Büyüme rakamları açıklandı ve koca koca, ağız dolusu laflar edilmeye başladı. Bunca laf kalabalığı içinde sokaktaki vatandaş bu nasıl büyüme, ben küçüldükçe küçüldüm diyor.

Büyüme ilgili bazı rakamları sokak dili ile anlamaya çalışalım.

İlk çeyrek denilen dilimde (ocak-şubat-mart) ekonomi 1.3 büyürken, yıllık bazda 2.6 daralmış. Bir şeyler oldu ama ne olduğunu anlamadık cümlesinin ekonomiye uyarlanmış hali. Büyüdük ama biraz da küçüldük.

Bu nasıl oldu?

Özel tüketim ve yatırımlarda daralmanın olduğu bir ekonomi nasıl büyür. Şöyle büyür;

Mevsimsel olarak net ihracatınız artar, turizm gelirlerinde kıpırdanma olur. Artılar eksileri götürür. Al sana büyüme. Nasıl ama?

İnşaat sektöründe daralma yıllık %10.9 a kadar çıkarken, sanayide oluşan daralma hız kesti.

Yani;

Daralma devam ediyor.

Bunun yanında Gayrisafi Yurt İçi Hasıla %16 arttı.

Bir artı daha, eksileri götürdü ve 1.3 büyüyen bir ekonomiye sahibiz.

Bu hesaplar Zati Sungur’a bile şapka çıkarttırır.

Geçen yılın aynı dönemine göre, tarım sektörü toplam katma değeri %2,5 arttı, sanayi sektörü %4,3 ve inşaat sektörü %10,9 azaldı. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri %4 azaldı.

Vatandaşın tüketim harcamaları azalırken, devletin nihai tüketim harcamaları %7,2 artış gösterip, gayrisafi sabit sermaye oluşumu %13 azaldı.

Devletin nihai tüketim harcamaları kaleminin bu kadar artmasının sebebi kuşkusuz 31 Mart yerel seçimleri. Ve bu artış bize büyüme olarak yansıyor. Ne kadar sevinsek az.

Mal ve hizmet ihracatı, 2019 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirleme hacim endeksi olarak %9,5 artarken ithalatı ise %28,8 azaldı.

Oldukça teknik bir ifade. Haydi bunu biraz açalım.

İhracattın artması, ithalatın düşmesi sevindirici gelebilir. Ekonomiyi salt rakamlar üzerinden okuyup, nedenlerine ve orta/uzun vadede sonuçlarına bakmaz, analiz yapmazsanız bu rakamlar kulağa ve gönüle hoş gelir.

Türkiye, hammadde, enerji ve ara mamül açısından dışa bağımlı bir ülke. Başka bir deyişle, ihracat yapmak için ithalat yapmak zorunda.

Bu durumda;

İthalatın düşmesi demek, önümüzdeki dönemde ihracatın düşeceğinin sinyalleridir. Büyüme rakamları açıklanırken, ithalatta hangi kalemlerde düşüş olduğunu görebilseydik daha açık bir analiz yapmak mümkün olurdu.

Ekonomik büyüme/küçülme rakamlarını veren haberlere baktığımızda, yılın ilk çeyreği sonunda kişi başına düşen milli gelir rakamının 500$ düştüğünü göremiyoruz.

Ekonominin rakamları her türlü algı oluşturmaya açıktır.

Şimdi;

Kişi başına düşen milli gelirin 500$ düşmesi ekonomik büyüme diye nasıl tanımlanabilir? Bu soruya verilecek mantıklı cevapları doğrusu merak ediyorum.

 Sokağa dönecek olursak;

Yaşanan fiyat düşüşleri, harcamalarda meydan gelen artış, ve alınan mal/hizmet alımlarında oluşan arışın sebebi mevsimsel etkilerdir. Bir yanda seçim ekonomisi, bir yanda mevsimsel fiyat düşüşleri ve Ramazan Bayramı ikinci çeyreğe de pozitif etki yapacak. Ancak mevsimsel dönüşlerin uzun vadede etkisi negatiftir.

Sokaktaki insan reel gelirine bakar. Aldığı ücretle, elde ettiği karla dün ne yapabiliyordum, bugün ne yapabiliyorum?  Maalesef özellikle sabit gelirlerin durumu iç açıcı değil. Büyüme diye anlatılanların hiç birinin bu insanların hayat standartlarına pozitif etki etmiyor.

Özellikle yatırımlarda oluşan daralma ekonomi için tehlike sinyalidir. Ülke ekonomisinin yaşadığı büyüme sanal büyümedir. Yatırımların daraldığı ve bazen negatif olduğu bir ekonomide büyümeden bahsetmek, ortalama insan aklı le dalga geçmektir.

Türkiye, ekonomik anlamda bir sarmalın içine girmiş durumda. Artık pamuk ipliğine bile bağlı değiliz.

Hükümetin belediyeler eliyle yaptığı anlamsız harcamalar sonucunda belediyeler kendi imkanları ile ödemeyecekleri bir borç yükü altına girdiler. Belediyelerin bütçeleri ile hayatta kalan birçok işletme, bütçe ve yatırım kısıtlaması ile zor durumda. Devletin kasasında para kalmayınca, belediyelerin İLBANK ödenekleri kesilmeye başladı. Belediyelerin büyük bir bölümü maaşlarını ödeyemez halde.

Bütün bunlara rağmen devletin nihai harcamaları %7.2 artış gösteriyor olması, devletin savurganlığa devam ettiğinin en açık göstergesidir.

Türkiye’de sanayici, tüccar, hizmet erbabı canla başla çalışıp, ayakta kalma savaşı verirken, bir tek mal fazla ihracat yapmak için çırpınırken maliyetler üzerinde devlet el b unca baskı varken açıklanan rakamlar çok inandırıcı gelmiyor.

Devletlerin ekonomi politikaları kısa vadeli olmaz. Ancak görüyoruz ki, devlet gün geçmeden yeni bir ekonomik tedbir ve destek paketi açıklamasın. 

Ekonomi politikalarının neredeyse anlık değişmesi, yatırımcının güveninin sarsmakta. Güvenin inşa edilemediği ekonomilerde, tasarruf ve yatırım bir hayalden öteye gidemez.


Bu haber 1358 kez okunmuştur.


Paylaş:
Etiketler:

Yorumlar

Bu Makale için yorum bulunmamaktadır.

Yorum Yap

Yorumlar, yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Burası her türlü görüşe açık bir platformdur, kişi/lerin hak ve özgürlüklerine yönelik hakaret içermeyen her türlü düşünceniz "düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü" çerçevesinde tartışılabilir; fakat ifade özgürlüğünüz bir başkasının ifade özgürlüğünü "hakaret, küfür, aşağılayıcı" biçimlerle engellemeye dönüştüğünde ifade özgürlüğünüz malesef orada bitmektedir. Lütfen yorumlarınızı bu çerçeve içerisinde yazınız, aksi takdirde yorumlarınız onaylanmamaktadır.
* Zorunlu alanlar.


MAAS Havalandırma & İklimlendirme | Bursa Havalandırma | Bursa İklimlendirme
Para Birimi Alış Satış
Dolar (USD) 13.4510 13.3974
Euro (EUR) 15.2340 15.1732
Sterlin (GBP) 17.9317 17.7995